II. Abdülhamid’in Az Bilinen 8 Özelliği

Osmanlı padişahları arasında zekâsı, siyaseti ve icraatlarından çokça söz ettiren II. Abdülhamid Han, Osmanlı İmparatorluğu’nun 34. padişahı ve 113. İslam halifesiydi. II. Abdülhamid. Devleti 33 yıl nasıl idare ettiği, tahttan indirildikten sonra daha çok idrak edildi. Siyasi dehasının ve akıl dolu icraatlarının dışında çok özel bir padişahtı.

Mesaisi Çok Yoğundu

II. Abdülhamid Han’ın günde 15-16 saat çalıştığı biliniyor. Her zaman erken yatar, acil bir durum olduğunda kendisinin mutlaka kaldırılmasını emrederdi. Kızı Ayşe Osmanoğlu’ndan öğrenilenlere göre sabahları erken kalkar, sabah namazından sonra çok hafif bir kahvaltı yapar, kahvesini içer ve masasının başına geçerdi. 11’e kadar resmî işlerle meşgul olur, 11.30’da öğle yemeğini yerdi. 15-20 dakika istirahat ettikten sonra öğleden sonra kâtip ve bakanlarını kabul ederdi. İşi yoğun olduğunda ise gece yarılarına kadar Mabeyn’de çalışırdı.

Usta Bir Marangozdu

Derler ki, II. Abdülhamid eğer padişah olmasaydı olağanüstü bir dizayn ve mükemmel desen işçiliğine sahip marangozluğuyla bu işten milyarlar kazanırdı. Kdendisinin Yıldız Sarayı’nda özel bir marangozhanesi vardı. Enfes sandalyeler, sehpalar, masalar, dolaplar yapardı. Yoğun çalışma temposundan sonra ahşaba dokunması, onu biraz da olsa dinlendirirdi.

Büyük Bir Fotoğraf Koleksiyonu Vardı

Sultan Abdülhamid’in yaklaşık 35 bin karelik fotoğraf albümü vardı. Evet, doğru duydunuz. Bu özel koleksiyonundan albümleri özenle seçtirip ABD, İngiltere ve Almanya devlet başkanlarına hediye olarak göndertmiştir. Mükemmel zekâsıyla, bu albümü ülkemizi tanıtmak için diplomatik bir propagandaya dönüştürmüştür.

Dedektif Romanlarını Severdi

Sultan Abdülhamid, polisiye romanları severdi. Hatta kendisi için özel olarak tercüme ettirirdi. En sevdiği polisiye roman Sherlock Holmes’ün yazarının anılarında eşiyle birlikte İstanbul’a geldiğinde Sultan Abdülhamid’in kendisine Mecidiye nişanı, eşine ise Şefkat nişanı verdiğini belirtmiştir.

Hayvanat Bahçesine Sahipti

Sultan Abdülhamid, Yıldız Sarayı’nın bahçesinde pek çok cins hayvandan oluşan bir hayvanat bahçesine sahipti. En özel cinslerden kedileri, nadide kuşları ve marifetli papağanları vardı. Özenle baktığı bu hayvanlar, 1909’daki Yıldız Baskının da ne yazık ki sokaklara bırakılarak telef olmuştur.
Habeşistan Kralı II. Menelik ile Abdülhamid Habeşistan’daki Müslümanlara ve Osmanlı topraklarındaki Habeşlilere tanınan haklara duyulan karşılıklı memnuniyet hususunda mektuplaşmış ve hediyeleşmişlerdi. Kral Menelik, Sultan Abdülhamid’e pars, devekuşu, kaplan, Misk kedisi, yılan avlar kuş, maymun gibi hayvanları hediye etmişti. Bu hayvanların yanında bir de zebra vardı. Sultan Abdülhamid bu zebrayı pek sever ve hususi olarak ilgilenirdi.

Proje Adamıydı

II. Abdülhamid tam bir proje adamıydı. Haliç ve Boğaziçi için köprü projeleri hazırlatmış fakat gerçekleştirilememiştir. Yemen demiryolu fikri projelendirilmiş ve ihalesi yapılmışsa da İtalya’nın Yemen’deki Cibana limanını topa tutması üzerine iptal edilmiştir. Yerli bir girişim olan Hicaz Demiryolu projesi ise hayata geçirilmiş, Batılı devletlerin yüreğini hoplatmıştır. Aynı zamanda kendisinin fikirlerini projelendirmesinde sadrazamlarla çalıştığını söyleyelim.

Kendisi Çok Titizdi

Temizliğe çok düşkün olan Sultan Abdülhamid, özellikle de ellerinin temizliğine gayet düşkündü. Yanında taşıdığı özel kolonyasını birkaç saat içinde sürerek ve çevresine sürdürerek bitirdiği rivayet edilir.

Özel Muhafız Birliğine Sahipti

Sultan Abdülhamid, Yıldız Sarayı’nda kendine bağlı askerlerden oluşan özel bir muhafız birliğine sahipti. Söğüt Birliği adı verilen bu birlik; Söğüt, Bilecik ve Eskişehir yöresine yerleşmiş eski Türk kabilelerinden, mertlik, cesaret ve dürüstlükleriyle tanınmış Karakeçili aşireti mensuplarından oluşuyordu. Birliğe alınacak muhafızların Ertuğrul Gazi ile Söğüt yöresine gelmiş ailelere mensup, çok iyi at binen, uzun boylu, iri vücutlu, beş vakit namazlarını kılan, iyi ahlaklı ve mazbut olmaları gerekiyordu.
Muhafızların hizmetleri sürekli olacağı ve memleketlerinden ayrılacakları için gönüllü olmalıydılar. Seçilenler padişaha sadık kalacaklarına ve son nefeslerine kadar itaat edeceklerine Ertuğrul Gazi’nin türbesinde yemin ederlerdi. Sultan Abdülhamid bu birliğe çok güvenir ve öz hemşerilerim diye hitap ederdi.